Türkiye’de oyun dergiciliğinin kısa tarihi ve bugün neler oluyor? « Hengame.net
Son Yazılara Bir Göz Atın:
Türkiye’de oyun dergiciliğinin kısa tarihi ve bugün neler oluyor?

Evet, yaşım itibariyle 64′leri ve Amiga Dünyası’nı kaçırmış fakat Gameshow’un o A5 ve içi renksiz zamanlarını yakalayabilmiştim. Sene 95 (hatta şu an tamamen  fotokopi ilk iki sayısına  bakmaktayım, oyunlar; Transport Tycoon, Nascar Racing, Panzer General…, ikinci sayı Warcraft, Heretic… Bence PC oyunlarının açık ara en güzel dönemi). Derginin yaratıcıları; Timur Çataklı ve Mert Topçu.

PC oyunları için basılı başka pek bir derginin olmadığı dönemler (Hatta hiç yok). Zaten PC oyunculuğu da Türkiye’de henüz filizlenmekte. Gameshow o dönemde fotokopi zamanından gelen amatör ruhu ile sadece oyun açısından değil, bir nesli FRP (Muhammet o dönem beni de yakmıştı) , mavra ve müzik (MAC!) kültürü bakımından da baştan yaratmakta ve günümüzdeki istisnasız bütün oyun dergilerinin de şablonunu oluşturmaktaydı.

Ardından 97 şubatında Berker Güngör editörlüğünde Level ile tanıştık. Oyun dergiciliğine ise önemli bir yenilik getirmekteydi,  dergi yanında CD verilmesi. 12 yılın ardından bugün hala varlığını sürdürme başarısını elde etmiş olsa da ne yazıkki 2007 yılında yazar ve editör kadrosunun tamına yakınını kaybetmesi sonucunda adı haricinde bu kadar yılın mirasını taşımamakta. LevelKi bu duruma ilerleyen kısımlarda değineceğiz.  ( Ha, bu arada 1999 yılında bir “ilk bakış” yazısı, Duke Nukem Forever! , ayrıca Freespace II bence de hala en iyi uzay similasyonudur.)

PC-GAMER-TURKIYE-ARALIK-1999__8609357_0Ve ardından yurtdışından çeviri bir dergi olan PCGamer’ın 98′de Türkiye’ye gelişi. Ve gidişi. Tabii Türk yazarları ve burda yazılan yazıları da vardı, hepsi çeviri diyemeyiz. Hatta çeviri kısmı da oldukça özenliydi. Kaliteliydi, hatta oldukça kaliteliydi fakat dövize endeksli olarak giderek artan fiyatının, satış rakamlarında yarattığı pararlel düşüşle aramızdan ayrıldı. (Ve kapakta gene Duke…)

Tabii bu dönemde yer alan ve adını anmamız gereken bir dergi de PC Oyun. Daha sonra dergiyi de direkt CD içinde vermeye başlanmıştı ve adı CD Oyun olmuştu. Hatta hatırladım da, o CD’lerden birinden (99 senesi sanırım) gelen win-cıh (Çernobil Virüsü) Türkiye’de o dönem kaç bilgisayar sahibi genci yakmıştır acaba? Bu olaydan 3-4 sene sonra dahi 26 nisanda bilgisayarları açamazdık. Hey gidi günler hey…

1999- 2001 yılları arası dönem ise Türkiye oyun dergiciliğinde bambaşka bir dönemdi… Fanzin kültürünün tavan yaptığı bu dönemde ortaya çıkan onlarca fotokopi fanzin, PC oyunları başta olmak üzere FRP, Müzik gibi konulara da el atıyordu. Şu an bu dönemden ilk aklıma gelenler Quarantine (ki ilk yazarlığımı yaptığım, hatta uzun bir süre yazı işleri sorumlulusu olarak yer aldığım bir fanzindi), Nebula (eski kadrosundan kimse varsa, selamlar) ve Arcane’dir. Burdan sayamadığım ya da hatırlayamadığım onlarca fanzin’e de saygılarımı sunmak isterim.

Fakat 2001 sonrası dönemde oyun dergiciliği ağır yaralar aldı. PC Gamer çoktan Türkiye’yi terk etmiş, Gameshow 2. defa kapanmış, fanzinler çıkmaz olmuş ve başarısızlıkla sonuçlanan ve adını dahi hatırlayamadığım birçok oyun dergisi çıkartma denemeleri yapılmış. Peki PC kullanıcıları ve oyuncuları giderek artarken, hala çok sayıda başarılı PC oyunu çıkarken neden böyle oluyordu? Sebepler basitti, internet kullanıcılarının gün geçtikçe çoğalması ve internette ortaya çıkan maliyetsiz oyun dergileri, yurt dışındaki oyun sitelerine kolay ulaşım ve hatta oyunların bilgisayarcılardan çektirilmesi değil, direkt indirilmesi sonucunda onlarında maliyetinin oyunculara neredeyse sıfırlanması. Ayrıca kısıtlı bir pazarda birçok dergi çıkması da satışları oldukça düşüren bir etmendi.

2007 yılında ise bir başka gelişme yaşandı, Oyungezer. Aslında 2007 yılında Level dergisinin Doğan Holding’e satılması sonucu Level editörleri, yazarların önemli bir çoğunluğuyla birlikte dergiden ayrılarak Oyungezer’i çıkardılar.  Oyungezer’in en önemli özelliği, Gameshow gibi herhangi bir yayın grubundan bağımsız bir dergi olması ve Level dergisinin yazarlarının neredeyse tamamına yakını tarafından kurulduğundan sahip olduğu tecrübeyle beraber seviyeydi.

Gelelim günümüze. Satış rakamlarına bakıldığında 25.000 tiraja sahip oyun dergisi piyasasında türünün son örnekleri; Level ile Oyungezer arasında kıyasıya bir  rekabet yaşanmakta ve ne yazıkki görünen o ki, bu rekabet gittikçe de çirkinleşmekte. Tarafların internet forumlarında karşılıklı hakaretler ve sahte forum üyeliği iddialarının ardından Assassin Creed II ön incelemesi konusunda yaşadıkları tartışma, geçtiğimiz hafta Donanım Haber forumlarında Oyungezer ve Level dergisi editör ve yazarlarınında yer aldığı bir başlık ile zirve noktasına ulaştı. Rahatlıkla söyleyebilirim ki turkishmuzik’teki Sezen Aksu tartışmasından sonra Türk forum tarihine girecek bir başlıktı.

Aslında seviyeli başlayan tartışmanın ilerleyen kısımlarında Level dergisi tarafından etrafa savurulan dava tehditleri, DH forum sakinleri ve dergi okuyucularına hakaretler ve tehditler, ortaya çıkan şişirilmiş egolar… Daha vahimi Level dergisinin bazı oyunları çıkmadan tanıttığı gibi iddialar ve bu konuda eski bir Level yazarı Turgut Uç tarafından ortaya konan bazı deliller (Hatta bu olayı haber yapan Tom’s Hardware Oyun internet sitesine Doğan Holding avukatlarınca çekilen ihtarname sonucu bu haberin yayından kaldırılması)  ve bunlara karşı insanları ikna etmeye çalışmaktan çok aşağılayan bir savunma. Düşen değil, çakılan bir seviye.

Gelecekte oyun dergiciliği bakımından ne olacağı bilinmez. Fakat çokta geniş olmayan bir pazarda sadık (ve hatta fanatik) okuyucu kitlelerine sahip Level ve Oyungezer uzun bir süre daha varlıklarını sürdüreceklermiş gibi gözükmekte.

Kontrol Kalemi;

Nam-ı değer Apis (Mellifica)

Not: MAC,  MEG, Engin Abla, Not Enough Memory Serkan, Muhammed (Nierdre), Timur… Özledim o günleri. Çok özledim.

Not 2: Yazıyı şöyle bir daha okuyunca anladım ki, evet yaşlanıyorum.




  1. Ilker on Salı 15, 2009

    Süper bir yazı. O eski günleri unutmak mümkün değil. Bu sitede böyle yazıları daha çok okumak istiyoruz.

    Level ile Oyungezer mevzusunda bence ikisi de ak kaşık değil.

    Teşekkürler yazı için bir kez daha. Keep it coming please…