Terkedilmiş tımarhanede Testere ile baş başa…
2004 yılının ekim ayında sinema perdelerine giren Testere (Saw) filmi benim de dahil olduğum büyük bir kitlenin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Her yıl istisnasız bir devam filmi (Testere 6 – 2009) ile karşımıza gelen Testere’nin oyunu PS3’lerimize taşındı!
Konami ve Zombie Studios işbirliği ile piyasaya sürülen oyun, Unreal motorunu kullanıyor. Ayrıca oyunumuz, Playstation 3’de 2.5 GB hard disk alanına ihtiyaç duymakta. Kurulumun ardından sade bir oyun menüsü bizi karşılıyor. Her şey gayet açık ve basit şekilde tasarlanmış.
” Hello dedective. I’d like to play a game.”
Zorluk seçiminin ardından, oyunun başında kendimizi başımızda patlamaya hazır bir kapan ile buluyoruz. Karakterimiz ise 1. filmin ana oyuncularından biri: Dedektif Tapp. Yine aynı şekilde, seriden tanıdık başka karakterler de oyunun ilerleyen zamanlarında karşımıza çıkıyor. Kendine has adalet ve cezalandırma sistemi olan Testere, (Jigsaw) bizi görüntülerle, ses kayıtları ile bir bulmacadan diğerine yönlendiriyor. Atmosfer ve senaryo filmle benzer olduğundan, filmi izleyenler veya Testere fanları oyuna kendilerini kolayca kaptıracaklardır. Ayrıca başarılı bulduğum serinin senaristlerinin oyunun senaryosuna da katkıda bulunduklarını öğrenmem, iştahımı kabarttı açıkçası.
İçinde tutsak olduğumuz bu tımarhanede yalnız değiliz. Bu tımarhanenin çıkış kapısının anahtarı içimizde saklı. Bu sözümde bir mecaz yok, çünkü Testere yapacağını yapıyor ve çıkış anahtarını ameliyatla Tapp’in içinde bırakıyor. Bundan haberdar olan tımarhanedeki diğer tutsaklar bize pek de dostça yaklaşmıyor doğal olarak.
Oyun 3. kişi görüş açısından oynanmakta. Silent Hill, Resident Evil tarzında oyunlara alışık olanlar oyunun kontrollerini kolayca kavrayacaklardır, zaten her şekilde kontroller zorluk çıkarmıyor. Bahsettiğim gibi Testere’nin yönlendirmeleri ile birçok farklı, kolay – zor bulmacalar ile oyun ilerliyor. Kilitli kapılar, zaman ayarlı bombalar, gaz sızıntıları, elektrik devre şemaları, bubi tuzakları başı çekenler. Ayrıca bazı bölümleri geçebilmek için de birçok gerekli objeleri bulmak gerekiyor. Genellikle bu objeler, masa, dolap ve cesetlerde bulunmakta. Fakat bazı bulmacalar gerçekten zor olabiliyor.
Geçtiğiniz kapılara, yerlere dikkat etmek zorundasınız, bolca bubi tuzağı bulunmakta. Kapılardaki tuzakları tetiklediğiniz anda beliren tuşa hızlı bir şekilde basmanız gerekecek, aksi taktirde öleceksiniz. Yerdeki gerilmiş kablolara da dikkat etmezseniz sonunuz yine pompalı tüfekten gelecek. Bir diğer nokta ise, oyun boyunca karakterimiz yalın ayak dolaşıyor. Böylelikle arada bir yere dikkat etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü yerdeki cam parçacıkları, kesici nesneler karakterimize hasar verebiliyor.
”Ah şu başıma gelenler…” ?
Bulmacalarla beraber, zorluk seviyesini arttıran bir diğer kısım, dövüş. Dövüş modunda farklı silahlar kullanıyoruz, beysbol sopası, masa bacağı, dikenli sopa bunlara birkaç örnek. Her silah zamanla etkisini yitiriyor, ve değiştirmek zorunda kalabiliyoruz. Oyunun dövüş modunda sıkıntılar mevcut. Örneğin, siz sopanızı dahi kaldırmadan 2–3 darbe alabiliyorsunuz. Karakterimiz bazen çok yavaş hareket edebiliyor ve bu biraz can sıkıcı.
Baktınız olmuyor, ya da uğraşmak istemiyorsunuz, Testere’nin kurduğu tuzakları kendi lehimize çevirip düşmanlarımız üzerinde kullanabiliyoruz. Pompalı tüfekle bubi tuzağı kurup düşmanlarımızın gelmelerini beklemek en kolaylarından biri. Düşmanlara elektrik akımı vermek de eğlenceli sayılabilir. Belirtmekte yarar var, oyun sizin oynayış tarzınıza göre farklı sonlarla bitiyor. Bu yüzden, oyunun sonlarına doğru birkaç farklı kayıt alırsanız, diğer sonlara da ulaşabilirsiniz. Aşağıda gördüğünüz kişi de, tüm bunların arkasında olan Testere.

Biraz da oyunun grafiklerinden bahsetmek istiyorum. Oyun sürekli kapalı alanlarda geçtiğinden, biraz Silent Hill serisi havası sezdim. Filmdeki karanlık atmosfer oyunda da kendini gösteriyor ki, oyunun bir iki noktasında biraz sandalyemden havalanıverdim! Mekan kaplamaları başarılı. Ama şunu söylemekte yarar var, PS3’ün tüm grafiksel nimetlerinden yararlanıldığını söyleyemem.
Oyunun en başarılı kısmına geliyorum, seslendirme ve müzikler! Gerçekten çok başarılı bir iş çıkmış bu konuda. Testere’nin karizmatik ses tonu, ağır ama gerektiğine hızlanan ritimler sizi oyunun kasvetli atmosferine çekmeyi başarıyor. Unutmadan belirtmekte yarar var, oyunun müzikleri film ile benzer, hatta aynı olan noktalar dahi var.
Korku – macera türünde çok fazla örneğe sahip değiliz fakat Testere serisi filmlerinde olduğu oyununda da iyi bir iş çıkarmış diyebiliriz. Serinin fanatikleri ya da korku ve macera türündeki oyunlar bu yapımı kaçırmamalılar. Kesinlikle oynamaya değecek bir yapım. Eğer oyunun devamı gelecekse – ki oyun açık bir sonla bitiyor, devamının gelmesi olası – bazı noktalara değinmeli, düzeltmeliler. Bunların en önde geleni dövüş sistemi, bulmacaların birkaç defa tekrarı. Bununla beraber, zekice tasarlanmış bulmacaları, mükemmel seslendirmeler ve müzik karanlık atmosferi güzel bir şekilde tamamlıyor. Ayrıca ana menüden ‘Features’ bölümünden ekstra içeriğe göz atmanızda yarar var, oyunun konsept çalışmalarını içeriyor. Eğer Testere serisini izlemediyseniz serinin son filmi olan ‘Testere 6’nın da fragmanı mevcut. Daha fazla uzatmadan, sizi ekran karşısında Testere ile baş başa bırakayım.
Bu oyunu çok uygun fiyata Aral Game’den satın alabilirsiniz

Çok iyi bir inceleme olmuş. Eline sağlık.
Teşekkür ederim, devamını getireceğim…