Şimdi al ordan bir paket GTA-Mafia (Araç kaçırıp kullanma, bir şehirde sınırsız bir biçimde dolanabilme), bi çorba kaşığı Assassin’s Creed (Binalara tırmanma, çatılarda hoplama-zıplama), göz kararı Hitman (Öldürdüğün düşmanlardan kıyafet değiştirme, gizlice sızma işleri), bir tutam da karakter geliştirme katıp kısık ateşte kaynat. II. Dünya Savaşı ve bol Nazi sosuyla servis et. The Saboteur bu işte.
Şimdi nereden girsem? İlk olarak “Ey Apis, bu yazı neden gecikti bu kadar?” sorusundan başlayayım;
- Efendim malumunuz ATI çip setli ekran kartı kullanıyorum.
- Ne alaka Apis?
-Şu alaka ki, Pandemic Studios artık nasıl test ettiyse oyunu, oyun piyasaya sürüldüğünde ATI ekran kartlarında oyun çalışmamaktaydı. İşin kötüsü piyasaya sürümden sonra 3 gün boyunca Pandemic gelen onlarca şikayeti ciddiye de almadı, resmi forumlardaki mesajlarda bu durumun kullanıcılardan kaynaklandığı savunuldu. Neyse ki üçüncü gün sonunda aydılar ve patch yapımına giriştiler. Aralık ayının ortalarına doğru patch anca yayınladı. (Ki son birkaç senedir oyunların bu kadar buglı (hatalı) piyasaya sürülüyor olması başka bir tartışma konusu)
-Hımmm…
-Neyse, şimdi hızlıca yazımızın ikinci kısmına, tarifimizin ayrıntılarına geçelim;
Konu olarak bahsetme gerekirse; Nazi işgali altında,ki Pariste, İrlandalı Sean Devlin olarak Fransız direnişine katılıp yaptığımız sabotajlarla, katlettiğimiz Nazilerle ortalığı birbirine katıyoruz. (Evet kısa oldu ama konu bu)
Oyun aslında genel olarak grafik değiştirmiş bir GTA-Mafia. Sokakta araba gasp etme, koca Paris’in sokaklarında ve etrafındaki kırsalda kafana göre arabayla dolaşabilme gibi şeyler. Gene GTA’da olduğu gibi aranma seviyelerimiz mevcut. Bu aranma seviyelerinde başta motorsikletli devriyeler, nöbetçiler derken ilerleyen derecelerde tanklar peşimizden, zeplinler tepemizden eksik olmuyor. Tabii bizde bu duruma hazırlık olarak silah satın alıyor, aracımızı zırh kaplatıyor, yardım için direnişçilerden destek çağırabiliyoruz. Bütün bunları ise haritada kafamıza göre sabote edebileceğimiz ikmal noktaları, radar istasyonları, gözetleme kuleleri vs. gibi Naziler ait ıvır zıvırı patlatarak yada görevleri tamamlayarak elde ettiğimiz puanları harcayarak yerine getirebiliyoruz.
Atmosfer olarak ise önemli bir nokta var. Şehir belli bölgelere ayrılmış ve bir bölgeye ilk girdiğimizede bölgedeki “Will to Fight” (WtF, halkın savaşma isteği diyebiliriz) faktörü düşük oluyor ve oyunda heryer siyah-beyaz gözüküyor. Biz bir bölgede Nazilere yeteri kadar zarar verir veya bazı görevleri tamamlar ise bölgede halkın savaşma isteği arttıkça heryer renkli olmaya başlıyor, halk moral kazanıyor ve Nazi etkinliği bölgede düşmekle beraber halkta sizin yanınızda çatışmaya girebiliyor, siz kaçarken aracıyla Nazilere çarpıp onları yavaşlatabiliyor vs. . Açıkçası oyuna hoş bir atmosfer sağlamakta bu durum.
Assassin’s Creed kısmı ise şu şekilde gerçekleşmekte; aynı Assassin’s Creedde olduğu gibi binalara kafamıza göre tırmanabiliyoruz, çatılarda ordan oraya sekebiliyoruz. Hatta aynı Assassin’s Creed gibi düşmanlar peşimizdeyken belli saklanma noktalarına saklanıp düşmanlarımızı ekip aranma seviyemizi sıfırlayabiliyoruz.
Tarifimizin Hitman kısmı ise biraz sorunlu. Hesapta etkisiz hale getirdiğimiz düşmanların kıyafetlerine bürünüp Nazilerin dikkatini çekmeden aralarında dolanabiliyoruz. Tabii bunun için dikkat çekmemeli (koşmak, etrafta elinde bombalar dolanmak vs.), Gestapo ajanlarına ve Nazi subaylarına fazla yaklaşmamalıyız. Görünüşte iyi ama uygulamada oldukça kötü diyebilirim bu fikir için. Peki nedir bu uygulamadaki kötü durum? Evet, kamuflaj ile bir yere rahatlıkla sızabiliyorsunuz ama görevler genelde öyle birşeyler istiyor ki, foyanız ortaya çıkmadan ve bir Rambo edasıyla etrafı kurşuna ve patlamaya boğmadan o görevi bitiremiyorsunuz. Yani sessiz sedasız girip, işi bitirip gene sessiz sedasız mekanı terk ettiğiniz görev sayısı yok denecek kadar az. Aslında oyun bu noktada pazarlanmasında iddia edildiği şekilde tam bir Stealth Action değil, ama siz kendi çapınızda rol yapıp öyleymiş gibi oynayabilirsiniz.
Peki ya karakter geliştirme kısmı? Bu kısım benim hoşuma gitti açıkçası, belli görevleri yerine getirerek (Şu kadar askeri uzun namlulu silahla kafadan vur, 300 saniyede 5 Nazi aracını bombala, 20 Naziyi araçla ez vs.) belli perkleri açıyorsunuz. Ve bu açılan perklerde size yeni öldürme şekilleri, silahlar, araçlar ve yetenekler olarak geri dönüyor. Size görevlerle uğraşmıyorken uğraşacak bir amaç veriyor işte.
Ama oyunun genel olarak zayıf olduğu bazı noktalar var. İlk olarak Nazilerin hepsi aptal. Yanyana 5 askerden üçünü kesin diğer ikisi etrafa boş boş bakınmaya devam etsin. Yada geçin bir uçaksavarın başına, geleni vurun gideni vurun. Oyunda vurulan insan ve araç sayıları da belirtildiğinden deneme amaçlı bir çalışmada bir uçaksavar bataryasını ele geçirip alarma gelen 239 askeri, 9 zeplini, 11 tankı ve 77 diğer askeri aracı yok ettim. Sonrasında sıkıldım. Çünkü aynı sokağın başından inatla gelmeye devam ediyorlardı. Ve bu Nazilerin de hepsi de sizi bayacak kadar kötü, sadist ve psikopat. Yani evet sonuçta bunlar öldürülecek “kötü adamlar” ama kardeşim bunlarda hiç mi insan değil?
İkinci olarak arabalar 1930-40 modeller fakat yol tutuşu, fren mesafesi bugünkü araçlarda yok! Yani tamam bu bir oyun ve kolay olmak zorunda ama bu kadarı da olmamalıydı.
Üçüncü olarak oyun çok kolay. Hayır gerçekten kolay. Hard zorluk seviyesinde hiçbirşey yapmadan 6 askerin önünde dikilip 10 saniye boyunca taranıyorsun ve hala hayattasın. (Aslında bu durum gene başka ve uzun bir tartışmnın konusu. Çünkü günümüz bilgisayar oyunları gittikçe daha kolay oynan, daha basit yapılı bir hal almaya başlamakta. Bunu da bir ara yazmalı. )
Fakat bu saydıklarıma rağmen sanuç olarak The Saboteur kötü bir oyun diyebilir miyiz? Tabii ki hayır. Kendisi getirdiği birçok yeni özellik ile kendi tarzı oyunlara (GTA, Mafia vs.) birçok şey katmış eğlenceli ve akıcı bir oyun. Bir çok türü birleştiresi, hem daha geniş bir oyuncu kitlesine hitap etmesini sağlarken, hem de oyun süresinin uzamasına ve oynanış bakımından daha da zenginleşmesine katkı sağlıyor.
Bu oyunu çok uygun fiyata Aral Game sitesinden satın alabilirsiniz.

It‘s quite in here! Why not leave a response?