Genellikle çok başarılı görünen insanların hayatlarının bir noktasında ciddi bir dibe vuruş olması doğaldır. Bundan ders çıkartıp daha iyiye giden yolu bulanlar çoğunluktadır.
Bioshock yapımcısı Ken Levine bu insanlardan birisi.
Kendisi yıllar önce bir film senaryosu yazmış. Adı Şeytanın Avukatı’ymış ama bildiğiniz Şeytanın Avukatı değil. Bu filmde şeytan dünyaya zarar verilemez bir şekilde ama insan formunda inip gök kubbe altında takılıyormuş.
Tabi bu senaryo hiç filme çekilmemiş. Parasını alan Levine mutlu mesut bir şekilde eve gitmiş ve bu senaryoyu anıları arasında anlatmaya başlamış. Levine senaryonun rezil olduğunu söylüyor. Ona o senaryoyu yazdıran adam küfrediyordur herhalde.
Kaynak: Kotaku

Eğer birinci oyunun yapımcısyısa iyi bir senaryo yazarı diyebilirim.
Fakat ikincinin ise bir felaket.
Ama ikisinin birden yapımcılığını üstlenmişse, ikinci oyun yapılırken pek dükkana uğramamış sanırım?
İlk oyunun hikayesi tabii ki çok iyiydi.
Fakat 2. oyunun senaryosunun bu kadar kötülenmesini anlamıyorum.
Sonuçta devam oyunu, ve ilk oyunla bağlantılı bir senaryoydu.
İlk oyunla tek bağlantı Fontain’in ofisinde bulunan birkaç ses kaydıydı açıkçası. Senaryo olarak ise her açıdan ilk oyuna nazaran fersah fersah gerideydi. Ne ilk oyundaki gibi etkileyici ve kafa karıştırıcı bir giriş, ne bizi defalarca ters köşeye yatıran bir senaryo, ne de süpriz bir final.
Açıkçası şaşırtıcı veya beklenmedik birşeyler olmadığı gibi, bir heyecan ya da yaratıcılık da içermiyordu bence. Senaryoya dair herşey oyunun beşinci dakikasından itibaren anlaşıldı ve öyle de bitti.
Benim devam oyunundan beklentim, ilk oyunki kadar heyecanlı, olağan dışı bir senaryo değildi. Çünkü ne yapıp etseler de bunu ilk oyundaki gibi başaramazlardı. Çünkü mekanı biliyoruz, düşmanlarımızı, karakterleri tanıyoruz vs…
Biraz duygusallık katılmış bence gayet de hoş olmuş. Sanırım burada devreye kişisel tercihler giriyor.